Erkekcom – E-Dergi

Thule Tarikatı

Thule Tarikatı

Thule Tarikatı veya orjinal ismiyle Thule-Gesellschaft, 17 Ağustos 1918 yılında Dört Mevsim Oteli’nde ( Vier Jahreszeiten ) Nazilerin kendileri için manevi baba ve baş öğretmen olarak tanımladıkları Rudolf von Sebottendorff tarafından kurulan bir Alman milliyetçi cemiyetidir.

Örgüte üye olarak alınacaklar yalnızca Almanlar arasından seçilmekteydi. Ve işin ilginç yanı da bu Almanlar arasından üye olmak isteyenler ayaklarının detaylı çizilmiş bir resmini örgüte sunmak zorundaydılar. bunun nedeni ise Nazilerin takıntı haline getirdiği Aryan ırkından olanları ayrıt edebilen en önemli özelliklerden birinin oturuş şekline göre oluşan ayak yapısı olduğunu düşünmekteydiler.

Tarikatın en önemli üyeleri arasında Rudolf Hess, Adolf Hitler, Karl Haushoffer, Heinrich Himmler, Hermann Göring, Alfred Rosenberg ve sonradan Kurukafa ve Kemik Cemiyeti’nden İngiltere Kralı V. George, Hollanda Kraliçesi Wilhelmina, ünlü araştırmacı Aleister Crowley ve ABD başkanlarından Dwight D. Eisenhower ve birçok politikacı, soylu, sanatçı da belirli zamanlarda örgüt bünyesinde toplamıştır. Ayrıca sonradan da yine Kurukafa ve Kemik Cemiyetinden Charles H. Bradley ve Stanley Woodward’ın da 1928 yılında Thule Cemiyeti’ne üye olduğu belirtilmiştir.

Baron Sebottendorf, Almanya’da Kasım Devrimi sonrası Yahudi asıllı ve sosyalist bir gazeteci olan Kurt Eisner’in ülkenin başına geçmesi ile Alman çevrelerin de desteğiyle 1919 yılının başından itibaren çeşitli suikastler ve silahlı darbe girişimleri düzenlemiştir. En önemli eylemleri ise 21 Şubat 1919 tarihinde Anton Arco-Valley isimli genç bir subaya o gün istifa mektubunu sunmaya giden Başkan Kurt Eisner’i öldürtmeleridir. Bu suikastle birlikte Baron Sebottendorf ve Thule Cemiyeti tüm ağırlığı fazlasıyla hissedilmeye başlanmıştır.

Öldürülen Başbakan Kurt Eisner ve onun katili Anton Arco-Valley

Versay Antlaşması sonucu Alman ordusu silahlarını Müttefiklere teslim etmek zorunda kalmıştı. Fakat Baron Sebottendorff, silahları işgal bölgeleri dışına çıkarıp kendisinin kurmuş olduğu Kahverengi Gömlekliler’e ve dağınık sivil örgütlenmelere verdi. Kurucusu olduğu Alman İşçi Partisi ve Thule Cemiyeti üzerinden bu örgütlenmeleri sağladı. Sebottendorff daha sonra NSDAP’yi kurarak partiyi kendisinin belirlediği kişilere bıraktı.

Sebottendorff’un 1937 yılında Adolf Hitler ve Nazi Partisi hakkında verdiği röportajdan:

  • Adolf’ü ben seçtim.
  • NSDAP’nin her mensubu artık birer kahraman olmaya hazır.
  • Bana soylu biri değil, Alman ulusunu hedefim doğrultusunda ilerletecek bir lider lazımdı.
  • Bana korkak ve çekingen aristokrat oğlanları ve kızları değil, vatansever ve aydın çocuklar lazımdı.
  • Onları ben seçtim, dostlarıma talimat verdim ve bugün emin adımlarla hedefe ilerliyoruz.
  • Almanya kaybetmeyecek. Savaşı mağlup bitirse bile bu bir son olmayacak.
  • Bizim ikinci bir sığınağımız var.
  • Cephede hayal kırıklığı yaşarsak yolumuza orada ve istediğimiz şekilde devam edeceğiz.
  • Almanya kaybetmeyecek. Her şeyi hazırladım.
  • Almanya kaybetmeyecek.

Tarikat; üstün Aryan ırkını yeniden oluşturma, Hristiyanlık öncesi eski Alman inanç ve kültürlerini geri getirme, zamanda yolculuk yapabilen üstünn zekaya ve teknolojiye sahip varlıklarla iletişime geçebilme, sistemi ellerinde tutarak dünya düzenini değiştirmek, Aryan ırkının ilk merkezi olarak düşündükleri ve bir çok araştırmada da adı geçen ünlü Mu Kıtasını bulmak gibi amaçlar üzerine kurulmuştu.

Nazi Karargahında Tibet rahipleri

Türk araştırmacı ve yazar Ergun Candan’ın “Gizli Sırlar Öğretisi” adlı kitabında bu konuda son derece çarpıcı bulgulara yer verilmektedir:

“II. Dünya Savaşı sonlarına doğru avrupalı ve amerikalı birlikler yıkılan Nazi Karargahı’na girdiklerinde, hiç akıllara gelmeyen bir şeyle karşılaşılmışlardı. Yıkıntılar arasında 12 Tibetli rahibin cesetleri bulunuyordu. Bu duruma o yıllarda hiç bir anlam verilememişti. Aslında savaş atmosferi içinde bunu hiç kimsenin düşünecek hali de yoktu. Savaş bitip de her şey normale dönmeye başladıktan sonra bu durum bir çok kimsenin dikkatini çekmeye başladı..

Yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkan sonuçlar bir hayli düşündürücüydü. Naziler bir yer altı uygarlığı olduğuna inanılan ve daha önceki konularımızda da adından sıkça söz ettiğimiz Şambala ile irtibat halindeydiler!!

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ