Erkekcom – E-Dergi

Duygusal Zekanızı Geliştirmek İçin 49 Yöntem

Duygusal Zekanızı Geliştirmek İçin 49 Yöntem

Duygusal Zeka (EQ veya EI olarak da ifade edilebiliyor) karşınızdakini anlama, karşılaştığınız durumları kontrol edebilme ve duygularınızı ifade edebilme yeteneklerinizin bileşimine verilen isim. Duygusal zekanız başka bireylerle nasıl iletişim kurduğunuzu ve başarılı bir ilişki sürdürüp sürdüremeyeceğinizi de belirlediği gibi aslında hayatınızda oldukça büyük bir öneme sahip.

Hem iş hayatınızda hem de özel hayatınızda daha başarılı ve mutlu olmanızı sağlayan duygusal zeka, 21. Yüzyılda bir yerlere gelebilmek isteyenler için olmazsa olmazlardan bir tanesi. Araştırmalar profesyonel hayatında mutlu olan bireylerin yüzde doksanın yüksek bir EQ ya sahip olduğunu, başarısız olarak görülen bireylerinse yüzde sekseninin düşük bir EQ ya sahip olduğunu gösteriyor. Her ne kadar analitik zekanız (IQ’nuz) hayat boyunca sabit kalsa ve çok değişmese de, EQ kendinizi geliştirebileceğiniz bir alan!

Özgüveninizden tutun da, empati kurma yeteneğinize, iyimserliğinize, kendinizi kontrol etme mekanizmalarınıza, sosyal yeteneklerinize şöyle bir baktığınızda; kendi duygularınızı anlamak ve yönetebilmenin aslında hayatınızda ne kadar önemli bir etmen olduğunu fark edeceksiniz. Bu konularda kendinizi geliştirerek hayatınızın her alanında daha başarılı olabilirsiniz, gerek profesyonel hayatınız gerek özel hayatınız söz konusu olsun.

Hangi sektörde çalışıyor olursanız olun, ister 20 kişilik bir takımla ister tek başınıza çalışın, kendi duygularınızı ne kadar kontrol edebildiğinizi bilmek bu konuda atılacak ilk adım. Duygusal zeka öğrenilen veya test edilebilen bir şey değil, ama daha önce de söylediğimiz gibi geliştirilebilen bir kavram.

Bu yazımızda size duygusal zekanızı geliştirmek konusunda atabileceğiniz adımlardan ve uygulayabileceğiniz yöntemlerden bahsedeceğiz. Günlük hayatınıza uyarlayabileceğiniz bu adımlar sayesinde günden güne gelişeceksiniz.

Duygusal Zeka Nedir?

Basit bir şekilde ifade edilecek olursa, duygusal zeka duyguların nasıl algılandığı ve işlendiği üzerine tanımlanan, başkalarıyla iletişimimizin çekirdeğini oluşturan zeka türüdür. Hissettiğiniz duyguların, düşünce ve davranışlarınızı nasıl şekillendirdiğini keşfederek hayatınız üzerinde daha büyük bir kontrol sahibi olabilir, kendinize daha hakim olarak istenmeyen durumlardan kaçınabilirsiniz. Duygusal olarak nerede olduğunuzun farkında olmak kim olduğunuz hakkında daha derin bir perspektif kazanmanızı sağlarken aynı zamanda çevrenizdeki insanlarla da daha derinlikli iletişim kurarak daha güçlü ilişkiler inşa edebilirsiniz.

İlk olarak size duygusal zekanızın temellerini keşfetmenize yardımcı olarak sekiz adımdan bahsederek yazımıza başlayacağız.

  1. Nasıl hissettiğinizi gözlemleyin

Çoğunlukla günlük hayatımız kaosu andırır. Hayatın temposuna yetişmeye çalışırken duygularımızla teması kaybetmek işten bile değildir, derinlerde nasıl hissettiğimize dikkat etmeyi sıklıkla unuturuz. O bağlantıyı yeniden kurabilmek için, günün belirli aşamalarına alarm kurarak alarmınız çaldığında bir an durmayı deneyin. Birkaç defa derin nefes alın, o sırada nasıl hissettiğinizi düşünün. Hissettiğiniz şeylerin vücudunuzda nasıl bir tepkiye yol açtığını, kendini fiziksel olarak nasıl dışarı vurduğuna bakın.  Hisleri nasıl hissettiğinize odaklanın. Bu egzersizi yaptıkça bir süre sonra bu süreç sizin için doğallaşarak bir içgüdü haline gelecektir.

  1. Nasıl davrandığınıza dikkat edin

Duygularınızın farkında olmaya çalışırken bir yandan da çevrenizdekilere nasıl davrandığınızı gözlemleyin. Belirli duyguları hissederken davranışlarınızın nasıl değiştiğini görün, bunun gündelik hayatınızı nasıl etkilediğini düşünün. Duygularınızı kontrol altında tutmak, o duygulara nasıl tepki verdiğinizi Bildiğinizde çok daha kolay olacaktır.

  1. Düşüncelerinizi Sorgulayın

Her şeyin birbirine bağlı olduğu bu günlerde bir düşünceye kendini kaptırmak eskisinden çok daha kolay. Bu tarz anlarda genellikle düşünceleriniz sizinle benzer düşünen başka insanlar tarafından onaylanarak daha da köklü bir yapı kazanacaktır. Kendinizi bir konuda taraflı düşünürken bulduğunuzda birkaç saniyeliğine durun ve hikayenin diğer taraftan nasıl gözüktüğünü düşünmeye çalışın. Sizce onlar ne düşünüyorlar? Kendinizi haklı görüyor olsanız da (özellikle de kendinizi haklı gördüğünüzde) sizin düşüncelerinizin karşı taraftan nasıl duyulduğunu anlamaya çalışın. Bu sayede diğer insanları anlamanız kolaylaşacağı gibi yeni fikirlere karşı daha açık fikirli de olacaksınız.

  1. Duygularınızın sorumluluğunu kabul edin

Duygularınız ve davranışlarınız tamimiyle sizden gelen, sizinle alakalı şeylerdir. Bu yüzden onlar için başkalarını suçlamayı bırakın ve nasıl hissettiğinizin, nasıl davrandığınızın sizinle ilgili olduğunu kabul ederek sorumluluk almaya alışın. Hissettikleriniz ve yaptıklarınızın sorumluluğunu üzerinize aldığınızda bunun hayatınıza nasıl bir pozitif etki yaptığını fark edecek, çok şaşıracaksınız.

  1. Pozitif şeyleri kutlamak için zaman ayırın

Duygusal zekanın en önemli parçalarından birisi de pozitif anları hayata yansıtabilme yeteneğinizdir. Pozitif duygular içerisinde olan insanlar genellikle daha dayanıklıdır, doyurucu ilişkiler yaşama ihtimalleri daha fazla olduğu gibi geçmişte yaşadıkları problemlerin de daha kolay üstesinden gelirler.

  1. Negatif duygularınızı görmezden gelmeyin

Negatif duygularınızı dışa vurmak en az pozitif duygularınızı dışa vurmak kadar önemli. Neden kötü hissettiğinizi anlayabilmek atılması gereken önemli bir adım. Bu sayede kendinize yönelik farkındalığınız gelişecek ve gelecekte baş etmek zorunda kaldığınız negatif duygular yaratan sorunlarla daha rahat başa çıkacaksınız.

  1. Nefes Almayı Unutmayın

Hayat tıpkı bir nehir gibi, bizi taşıyan, çeşit çeşit yerlere götüren bir akışkanlığı var. Birçoğumuz bu akışkanlık durumu içerisinde kontrolü kaybettiğimizi düşünüp stres altında hissediyoruz. Tam olarak bu noktalarda durup derin bir nefes alarak duygularınızı kontrol altına almayı öğrenmelisiniz. Bu sayede gergin olduğunuz anlarda sonradan pişman olacağınız çıkışlar yaşamayacağınız gibi, kontrolü de geri elinize alabilirsiniz. Birkaç dakikalığına olduğunuz yerden ayrılın, yüzünüzü yıkayın, derin nefes alın verin, dışarı çıkıp temiz hava alın ve kendinize bir bardak içecek hazırlayın. Tüm bu adımlar sayesinde olan bitene ani bir tepki vermeden önce düşünecek zamanınız olacak, fevri davranıp kalp kırmaktan da kaçınmış olacaksınız.

  1. Bu hayat boyu sürecek bir yolculuk, bunun farkında olun.

Duygusal zekanızın gelişiminin hayat boyu süreceğinin farkında olun. Hayatınız boyunca bu adımları tekrarlamalı, kimilerini alışkanlık haline getirmelisiniz ki mutlu bir hayat yaşadığınızdan emin olun.

Kendinin Farkında Olmak

Duygusal zekanın ana etmenlerinden bir tanesi de kendinin farkında olmaktır. Kendi karakterinizi, modlarınızı, hissiyatınızı ve bunun başkalarına etkilerini tanımalı, anlamlandırmalı ve neyi neden yaptığınızın farkında olmalısınız. Tabi kendinizi değerlendirirken tarafsız ve gerçekçi olmanın önemi yadsınamaz. Güçlü yönlerinizi ve zayıf yönlerinizi bilmeli, başkalarının sizi nasıl algıladığını ve dışarıdan nasıl gözüktüğünüzü dikkatlice düşünmelisiniz. Bu sayede hangi alanlarda kendinizi geliştirmeniz gerektiğini fark edeceğiniz gibi problemli durumlarda adapte olma yeteneğiniz de gelişecektir, üstelik hatalı kararlar verme ihtimaliniz de azalacaktır.

  1. Kendinize objektif olarak bakabilmeyi öğrenin

Kendini tamamen tanımak gerçekten zor bir şey, kendinizi objektif olarak değerlendirebilmekse neredeyse imkansız. Tam olarak da bu yüzden çevrenizdeki insanların size olan davranışlarını ve sizin hakkınızda neler düşündüğünü dikkate almalısınız. Onlara zayıf ve güçlü yönlerinizi sorun, bunları bir kağıda yazın ve karşılaştırın. Birden fazla kişiden duyduğunuz şeyleri özellikle dikkate alın ama lütfen bunu yaparken çevrenizdeki insanlarla tartışmayın. Bir şeyi birden fazla kişiden duymanız onların haklı olduğu anlamına gelmez, ama dışarıdaki insanların sizi böyle gördüğü konusunda size önemli bir ipucu verir. Başka birisinin perspektifinden nasıl gözüktüğünüzü bilmek kendinizi geliştirmek yolunda size önemli bir rehber sağlayacaktır.

  1. Günlük tutun

Kendinizi net bir şekilde ifade edebilmeyi öğrenmenin en kolay yollarından birisi de günlük tutmak. Her günün sonunda beş dakikanızı ayırın ve size neler olduğunu, nasıl hissettiğinizi ve bu durumla nasıl başa çıktığınızı anlatın. Detaylar vermek durum hakkında daha net bir yargı oluşturmanız konusunda size yardımcı olacağı gibi problemlerin nereden kaynaklandığını anlamak konusunda da işinize yarayabilir. Periyodik aralıklarla geri dönün, yorumlarınızı okuyun ve sıklıkla karşılaştığınızı düşündüğünüz durumları not alarak özellikle bunlar üzerine çalışın

  1. Sizi neyin motive ettiğini öğrenin

Herkesin bir projeye başlarken onlara ihtiyaç duydukları enerjiyi veren bir motivasyonu vardır. Asıl problemli kısım zorluklarla karşılaştığınızda bu motivasyonu hatırlamak ve onu canlı tutabilmektir. Çoğunlukla insanlar bir projeye çok hevesle başlasalar da zamanla motivasyonlarını kaybeder ve sonunda başarısız olurlar. Bu durumu yaşamamak için sizi nelerin motive ettiğini öğrenin ve bunları bitiş çizgisine ulaşabilmek lehinize kullanın!

  1. Sakin olun

Kimi zaman bir anda çok fazla şey üst üste gelir ve kendimizi ağır bir yükün altında eziliyor gibi hissederiz. Duygusal patlamalar ve sinir krizleri genellikle tam olarak da bu zamanlarda yaşanır. Böyle anların yaklaştığını hissettiğinizde küçük bir mola verin, meditasyon yapın, spora gidin ya da bir kitap açıp okumaya başlayın. Bu tarz küçük molalar stresinizi azaltacağı için kendi üzerinizde kontrol kazanmak konusunda size yardımcı olacaktır. Bir sonraki sefere, bir sinir krizinin yaklaştığını hissettiğinizde, tepki göstermeden önce mola vermeniz gerektiğini hatırlayın.

  1. Sizi nelerin tetiklediğinin farkında olun.

Kendinin farkında olmanın bir diğer getirisi de belirli duyguları hissederken bu duygulara neyin sebep olduğunu anlayabilmektir. Duygularınız esnek bir yapıdadır, durumlara uyum sağlarlar, ama genellikle her zaman öyle hissetmenizi tetikleyen bir etmen orada mevcuttur. Duygularınızı reddetmek ve onları katı bir forma sokmaya çalışmak yerine neden öyle hissettiğinizi anlamak için kendinize birkaç dakika verin. Konuşup tartışmadan önce problemin köklerini anlamak iletişimin daha verimli olmasını sağlayacaktır.

  1. Nasıl hissedeceğinizi öngörün

Gelecekte yaşayacağınızdan emin olduğunuz bir durum varsa nasıl hissedeceğinizi önceden düşünün. Duygularınızı isimlendirin, ve kabullenin. Bu duygularınız üzerinde kontrol sahibi olmanızı sağlayacaktır. Fevri davranmak yerine önceden bu duyguları hissettiğinizde ne yapabileceğinizi düşünün ve bir alternatif plan oluşturun. Bu sayede o gün geldiğinde verilen ani kararlarla sonradan pişman olmak yerine uygun tepkileri verebilirsiniz, gelecekte de üzülmezsiniz.

  1. İçgüdülerinize güvenin

Eğer yapmanız gereken bir seçim varsa ve hangi yolu seçmeniz gerektiğinden emin değilseniz, içgüdülerinize güvenin. Sonuçta, bilinçaltınız sizin farkında olmadığınız ipuçları yakalayarak sizi o tercihe yönlendiriyor olabilir. Unutmayın ki bilinçaltınız sizin hayatınızı yönlendiren birçok durumda sizi izleyerek doğru yolu seçtiğinizden emin olmak için burada.

Kendini Kontrol Etmek

Öz farkındalığınız geliştiyse ve duygularınızın nasıl çalıştığını öğrendiyseniz, artık kendi hayatınızın iplerini elinizde tutmak için büyük bir yol kat etmişsiniz demektir. Sıradaki adım kendinizi kontrol etmeyi öğrenmek. Bu da davranışlarınızın sorumluluğunu kabul etmek ve sinir krizlerini kontrol altına almak demek oluyor.

  1. Hareket edin

Duygularınızı kontrol altında tutmak için yapabileceğiniz en basit şeylerden birisi duygularınızı oluşturan reseptörleri kandırmak olacaktır. Bu da şu demek, hareket edin, enerjik olun, dışarı çıkın ki zihniniz de enerjik ve mutlu olun. Arada sırada rutinlerinizi bozmak düşündüğünüzden daha iyi bir fikir olabilir. Sürekli evde zaman geçiriyorsanız yeni bir spor kursuna başlayabilir, tam bir sosyal kelebekseniz bazı akşamları evde kitap okuyup puzzle yaparak geçirebilirsiniz.

  1. Bir plan yapın (ve o plana uyun!)

Yapmanız gereken tonlarca iş var… ama yataktan çıkasınız yok.

Plan yapmak ve o plana uymak verimliliğinizi büyük oranda arttırarak daha üretken birisi olmanıza yardımcı olabilir. Bir plan yapmak aslında kendinize söz vermek gibidir, verilmiş bir söz olduğunda o işten cayma, erteleyip tembellik yapma ihtimaliniz azalır.

  1. İyi beslenin

Bu aslında oldukça basit bir adım. Tabii buradan kastımız her istediğinizi yiyin değil. Ne yediğinizin, nasıl beslendiğinizin duygusal durumunuz üzerinde büyük bir etkisi var. Bu yüzden dengeli bir diyet uygulamaya özen gösterin ki vücudunuz ihtiyacı olan her şeyi alabilsin.

  1. Sinirden kudurmayın

Duygusal enerjinizi daha üretken şeylere ayırın. Eğer duygularınız yıkıcı bir yapıdaysa onları dışa vurmak her zaman iyi bir fikir değil, hele hele zaman veya mekan uygun değilse. Bu yüzden sinir krizleri geçirip ortalığı yıkıp dökmek yerine bu enerjiyi başka bir şeye odaklayın. Spor yapın. Resim yapın. Dolaşmaya çıkın. Sinirden kudurmak yerine, sizi iyi hissettirecek aktivitelere bir şans verin.

  1. İlginizi çeken şeylere bir şans verin

Kendiniz ve duygularınız üzerinde kontrol sahibi olmak konusunda atabileceğiniz bir diğer adım dikkatinizi çeken şeyleri incelemek ve üzerine düşünmek için zaman ayırmak. İster iş hayatınızda, ister günlük hayatınızda, ilginizi çeken şeyleri arka plana atmak yerine onlara bir şans verin.

  1. Eğer insanlara güvenmiyorsanız, onlardan size güvenmelerini beklemeyin.

İkili ilişkilerde güven duymak oldukça zor olabilir. Bu güven kaybedildiğinde geri kazanması da problemli, ve genellikle uzun zaman alan bir süreçtir. Bu yüzden insanların muhteşem makineler değil, özünde insan olduklarını ve doğamız gereği herkesin hata yapabileceğini hatırlayın. İnsanlara güvenerek onlardan da size güvenmelerini bekleyebilir, bir çubuk uzatabilirsiniz. Ama kendi güvenmediğiniz insanlardan size güvenmelerini beklemek boş bir beklenti olacaktır.

  1. Kendi tercihlerinizle baş başasınız.

Unutmayın ki bir duruma nasıl tepki göstereceğiniz tamamen sizin kontrolünüzde olan bir durum. İster aşırı tepki verir, ister sakin kalırsınız. Her ihtimalde, verdiğiniz tepki sizin tercihinizde olan bir şey, sonuçları da bu yüzden tamamen sizin sorumluluğunuzda. Kendi hayatınızı siz şekillendiriyorsunuz, başkaları değil. Bunu unutmayın.

Motivasyon

Kendinizi motive edebilmek aslında içinizdeki ateşi yakalamak ve hedeflerinize ulaşmak için önünüzdeki yola kendini adayabilmek anlamına gelir. Karşınıza çıkan fırsatları değerlendirmeye hazır olmak, iyimserliğinizi arttırmak istiyorsanız belki de motivasyon üzerine çalışmalısınız!

  1. Kişisel hedefler

Kişisel hedefler belirlemek uzun dönemde nereye gittiğinizi anlamlandırmanıza yardımcı olurken kısa dönemde de motive kalmanızı sağlayacaktır. Bu yüzden, bir kağıt kalem alın, oturun ve gelecekte nerede olmak istediğinizi, kendinizi nerede görmek istediğinizi düşünerek bunları birer birer not alın. Bu hedefler sizin güçlü yönlerinizi merkeze koyarak aynı zamanda da gerçekçi tahminler içermeli, tabii sizi heyecanlandırmalı ve heveslendirmeli de. Sadece yapmak istediklerinizi bir kenara yazmak bile sizi motive etmeye yeter aslında.

  1. Realistik olun

Yeni bir hedef belirlediğinizde o hedefe ulaşmak için gerçekçi ve net yönergeler belirlediğinizden emin olun. Değişimin hayatın kaçınılmaz bir parçası olduğunu, bu hedefi gerçekleştirmek üzere bir yola çıktığınızda o yol boyunca değişeceğinizi de bilin. Hedeflerinize ulaşmak özgüveninizi güçlendirecek, bu da gelecekte daha yüksek hedeflere ulaşmanızı, daha başarılı olmanızı sağlayacak. Tıpkı küçük bir kartopunun büyük bir çığa dönüşmesi gibi!

  1. Pozitif Düşünme

Motivasyonunuzu yüksek tutabilmek için iyimser ve pozitif kalmanız oldukça önemli . problemleri ve engelleri size bir şeyler katacak tecrübeler olarak görebilmeli ve her bir başarısızlıkta umudunuzun kırılmasına engel olmalısınız. Negatif insanların etkisinden kaçının ve çevrenizi pozitif, sizi de motive eden ve mutlu eden insanlarla doldurun. Bu tür insanlar sayesinde zamanla siz de kendinizi daha motive, daha mutlu hissedeceksiniz.

  1. Hayat boyu öğrenmeye devam edin

Sürekli bir şeyler öğrenmek zihninizi güçlü ve dinç tuttuğu gibi merakınızı da taze tutacaktır. Hayat boyu bir şeyler öğrenmeye devam etmek motivasyonunuzu olumlu yönde etkileyecek, tutkularınızı ve değerlerinizi güçlendirecektir. Kendinize sürekli bir şeyler katmak artık hiç de zor değil, bilgi çağında yaşamanın en güzel yanlarından birisi de bu değil mi zaten?

  1. Konfor alanınızı terk etmeye hazır olun

Potansiyelinizin tümüne ulaşmanızın önündeki asıl engel kendinizi yeterli sıklıkla test etmemektir. Zorluklarla baş etmeye çalışmak muhteşem bir öğrenme yöntemidir, eğer kendinizi güvende hissettiğiniz konfor alanınızı terk etmeye hazırsanız başınıza harika şeyler gelebilir, muhteşem tecrübeler edinebilirsiniz. Bu yüzden sıklıkla kendinizi zorlayın, yeni bir hobi edinin, seyahat edin, farklı insanlarla zaman geçirin. Edindiğiniz tecrübelere siz de şaşıracaksınız.

  1. Yardımcı olun, yardım alın.

İhtiyaç duyduğunuzda çevrenizdekilerden yardım istemekten çekinmeyin. Eğer başkalarının sizin yardımınıza ihtiyacı varsa, onları bu yardımdan esirgemeyin. Başka insanların başarısına katkıda bulunmak sizi mutlu edeceği kadar motive de edecektir.

  1. Ayağa kalkın ve gerinin

Uzun saatlerdir çalışıyorsunuz ve üretkenliğinizi kaybetmeye mi başladınız? Dakikalar geçtikçe veriminizin düştüğünü ve işinizin gözünüzde büyüdüğünü mü düşünüyorsunuz? Çok anlık bir motivasyon artışı için, ayağa kalkın ve birkaç saniyenizi gerinip esnemeye ayırın. Masaya geri döndüğünüzde hem kendinizi daha rahat hissedeceksiniz, hem de zihniniz çalışmaya dönmeye hazır olacak.

Empati

En basit şekilde ifade edecek olursak, empati karşınızdaki insanın duygularını anlayabilme yeteneğidir. Herkesin kendi duyguları, istekleri, korkuları ve hüzünleri olduğunu fark etmek duygusal zekanızı geliştirmek için atabileceğiniz en büyük adımlardan bir tanesi. Daha çok empati kurarak karşınızdaki insanların tecrübelerinden de kendinize bir ders çıkarabilir, üstelik anlık ve yıkıcı tepkiler vermek yerine daha yerinde ve çözüm odaklı tepkiler de verebilirsiniz. Empati kurmanın en kolay yolu, kendinizi karşıdaki insanın yerine koymaktır. O kişinin durumunda olsanız, neler hissederdiniz? Empati hayatınız boyunca her gün işinize yarayacak bir yetidir, kişisel ilişkilerinizde yaşayacağınız problemlerin üstesinden gelmenizde size yardımcı olacağı gibi aynı zamanda bir süre sonra bir refleks haline de gelecektir. İlk zamanlarda kendinizi karşınızdakinin yerine koymakta zorlanabilirsiniz, ama aşağıda bahsedeceğimiz adımlar sayesinde empati kurma yeteneğini geliştirmeniz daha kolay olacak!

  1. Dinleyin

Karşınızdaki insanla empati kurmak için önce onların neler söylediğini dinlemeniz gerekiyor. Bu da dinlemenin empati kurma yeteneğinin temelinde olduğu anlamına geliyor tabii. Karşınızdaki kişinin sözünü kesmeden konuşmasına izin verin, önyargılarınızı ve şüphelerinizi bir kenara bırakın. Sizin problemlerinizden bahsetmek yerine o kişinin ne demeye çalıştığına odaklanın ve onların açısından durumun nasıl olduğunu dinleyin. Ardından tepki vermeden önce, dinlediklerinizi baz alarak karşınızdaki kişilerin nasıl hissedebiliyor olabileceklerini düşünün.

  1. Cana yakın olun

İster bir takımın lideri ister bir grubun üyesi olun, insanların size yaklaşmak ve sizle konuşmaktan çekinmediğine emin olun.

  1. Perspektif

Kendinizi karşınızdakinin yerine koyun demiştik ya… perspektif işte tam olarak da bu demek. bir sonraki problemde biraz perspektif kazanmanın en kolay yolu karşınızdaki insanın sadece söylediklerine değil, gerçek duygularına odaklanmak. Ne düşünüyordur, nasıl hissediyordur, onun tarafından tüm bu olan biten nasıl görünüyordur bunları düşünmelisiniz. Kimi zaman net bir yanlış ve doğru yoktur, ama en azından karşınızdaki insanın nasıl hissettiğini anlayarak daha kolay çözüm üretebilirsiniz.

  1. Daha açık olun

İnsanlarla samimiyet kurmanın ve sağlıklı, empatiye dayanan bir ilişki başlatmanın en hızlı yollarından birisi kendinizi karşınızdakine açmaktır. Karşınızdaki kişinin konuşmasını samimiyetle dinleyerek kendi tecrübelerinizden de bahsedin. Kendiniz açmaktan korkmayın, belki de uzun yıllar sürecek bir dostluğun ilk adımını atıyorsunuzdur!

  1. Kendinizi yeni bir kültürle çevreleyin

Seyahat etmek ufkunuzu genişletir derler ya, o kadar haklılar ki! Bugün uzaklar bize çok daha yakın olsa da, kendinizi açmanın ve zihninizin sınırlarını genişletmenin en kolay yollarından birisi bir uçağa atlayarak bambaşka bir yere gitmektir.

  1. Merakınıza engel olmayın

Empati kurma yeteneği gelişmiş insanlar yabancılar hakkında oldukça meraklıdır. Normalde beraber zaman geçirdiğiniz insanlardan farklı, yeni bir sosyal çevreye girdiğinizde yeni fikirler ve düşünceler duyarız, yepyeni bakış açıları ve hayatlar görürüz. Belki de bu durumlara daha hazır olmalı, daha meraklı olarak sıklıkla yeni çevrelere girip farklı insanlarla konuşmalısınız. İnsanlara merhaba demekten ve onlarla sohbet etmekten korkmayın.

  1. İnsanların ne dediğini gerçekten dinleyin

Bir diğer işe yarayabilecek yöntem de bir kişiyi dinlerken onu gerçekten tüm dikkatinizle dinlediğinizi belirtecek kelimeler kullanmak. Seni anlıyorum, evet, haklısın gibi kelimelerle onları dinlediğinizden ve tüm odağınızın o kişinin üzerinde olduğunu belirttiğinizden emin olun.

Sosyal yetenekler

Duygusal zekadan bahsederken sosyal yetenekler dediğimizde, karşınızdaki insanların duygularını etkileme ve karşılama yeteneklerinizden bahsediyoruz. Bu da geniş bir yetenek spektrumundan bahsettiğimiz anlamına geliyor, iletişim kurmaktan tutun sorun çözmeye, yeni insanlarla tanışmaya ve ilişkiler kurmaya kadar hayatımızın neredeyse her gününde her saatinde kullandığımız yetenekler bunlar. İster iş hayatınızdan, ister özel hayatınızdan ister aşk hayatınızdan bahsediyor olun, sosyal yetenekler her alanda işinize yarayacak, kompleks ve şimdiye kadar bahsettiğimiz her bir yöntemin etkili kullanılmasını gerektiren yetenekler dizisinden oluşuyor. Sosyal yeteneklerinizi geliştirmek içinse aşağıdaki yöntemleri deneyebilirsiniz.

  1. İlk adımı atın

Sosyal yeteneklerinizi geliştirmeye başlamanın en iyi yollarından birisi kendinizi zayıf gördüğünüz bir tanesi konusunda ilk adımı atarak ona odaklanmak. Bu sayede birden çok şeyde kaybolmak yerine tek bir konuya odaklanabilir ve elinizden gelenin en iyisini yapabilirsiniz. Dünya çapında ünlü bir psikolog olan Daniel Goleman’a göre kendinizi zayıf hissettiğiniz sosyal yeteneklerde özellikle iyi olduğunu düşündüğünüz birisi varsa onların nasıl davrandığını gözlemlemek, duygularını nasıl kontrol ettiklerini izlemek ve ardından gözlemleri kendine uyarlamak iyi bir başlangıç noktası olabilir.

  1. Pratik yapın

Sosyal yetenekleriniz söz konusu olduğunda pratik yapmak kulağa komik geliyor olabilir. Ama tıpkı hayattaki diğer her şey gibi, çaba göstermeden gelişemezsiniz. Tam olarak da bu yüzden pratik yapmalısınız.

  1. Sosyal medyaya biraz ara verin

Tıpkı bir yaşlı gibi duyulmak istemiyoruz ama,  sosyal medyadaki hayatınıza bir ara vererek eski usül, yüz yüze iletişim kurmayı tercih edin. İnsanlarla birebir iletişim kurmak sosyal yeteneklerinizi sosyal medyada iletişim kurmaya oranla çok daha fazla geliştirecek. Karşınızdaki insanın ses tonu, jestleri, mimikleri ve davranışları da kurduğunuz iletişimin bir parçasıdır, bunu unutmayın. Bu yüzden de en yakın arkadaşınıza anlatacak bir şeyiniz olduğunda Whatsapp üzerinden ses kaydı atmak yerine dışarı çıkıp bir şeyler içmeyi teklif edin. Duygusal zeka sosyal iletişimle gelişen bir şey, özellikle de yüz yüze iletişimle.

  1. İnsanlarla tanışın

Sosyal yeteneklerinizi test etmek ve zayıf yönlerinizi geliştirmek için yapabileceğiniz  en iyi şeylerden bir diğeri de yerel partilere katılmaktır. İnsanlarla tanışıp kaynaşabileceğiniz etkinliklere katılarak rehberinize yeni isimler ekleyin! Üstelik birçok diğer kişi de partiye yeni insanlarla tanışıp kaynaşmak için geleceğinden çekinmenize gerek yok, sıcakkanlı davranın yeter! 🙂

  1. Önemli olan ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz…

Burada demek istediğimiz şey sözlü iletişim kadar önemli olan sözsüz iletişime de odaklanmanız gerektiği. Eğer tavırlarınız kabaysa, kelimelerinizi istediğiniz kadar özenli seçiyor olun, karşınızdaki insan sizin hakkınızda pek iyi şeyler düşünmeyecektir. Vücut diliniz, ses tonunuz ve göz kontağınız karşınızdaki insanın önemsendiğini hissetmesi konusunda oldukça önemli adımlar. Bu yüzden duygularınızı kontrol edebildiğinizi düşünüyorsanız, biraz da onları dışarıya nasıl yansıttığınıza odaklanın.

  1. Sosyalleşin

Eninde sonunda, sosyal yeteneklerinizi geliştirmek istiyorsanız yapmanız gereken şey sosyalleşmek olmalı. Kulağa gayet basit duyuluyor değil mi? Sosyal yeteneklerinizi sosyal birisi olmadan geliştiremezsiniz. Her zamanki sosyal çevrenizin dışında bir gruba katılın, bu sayede sıfırdan başlayarak eski hatalarınızı tekrarlamadığınızdan emin olabilirsiniz.

Nelerden kaçınmalısınız?

Duygusal zekası gelişmiş insanlardan neredeyse hiç göremeyeceğiniz belli şeyler de var tabii. Şimdi size nelerden kaçınmanız gerektiğinden bahsedeceğiniz.

  1. Dram

Duygusal zekası yüksek insanlar karşılarındaki kişileri dinlerler, mantıklı tavsiye verirler ve gerekli durumlarda empati kurarak sorunu çözmeye çalışırlar. Başkalarının hayatlarının ve duygularının kendi hayatlarını ve duygularını etkilemesine, yönetmesine izin vermezler ve dramdan kaçınırlar.

  1. Yakınmak

Bir şeylerden yakınmanın iki anlamı vardır: siz bir durumdan dolayı mağdur olmuşsunuzdur ve sorununuza çözüm bulamıyorsunuzdur. Duygusal zekası yüksek bir insan kendini nadiren mağduriyete uğramış hisseder, aynı şekilde nadiren çözümsüz kalırlar. Bu yüzden başınıza gelenler için bir suçlu aramak ve sızlanmak yerine yapıcı düşünerek sorunu çözmeye odaklanın.

  1. Negatiflik

Duygusal zekası yüksek insanlar negatif düşüncelere kendilerini kaptırmamayı öğrenirler. Kötümser düşüncelere olduklarından daha büyük bir önem vermeyerek sadece düşünce olduklarının farkında olurlar ve bir sonuca ulaşmaları gerektiğinde negatif fikirlerden etkilenmek yerine kendilerini gerçeklere odaklanmaya zorlarlar.

  1. Geçmişe odaklanmak

Duygusal zekası gelişmiş insanlar geçmişteki hatalarından ders alarak yollarına devam etmeyi tercih ederler. Tam tersine geçmişe takılı kalmak, eskiden yaptığınız hataları ve seçimleri yaparak kendinizi tüketmek sizi bugünü yaşamaktan alıkoyacak ve sonuçsuz bir melankoliye sürükleyecektir.

  1. Bencillik

Bencillik hepimizin hayatta başarılı olmak için bir parça ihtiyaç duyduğu bir şey olsa da ayarını tutturamayarak tamamen kendinizi ön plana koymak ilişkilerinizi yıpratarak problemlere sebep olabilir. Sadece kendinize odaklanmak yerine çevrenizdeki insanların da isteklerine ve ihtiyaçlarına da öncelik vermeye çalışın.

  1. Çok eleştirel olmak

Çok eleştirel ve katı olmak kadar moral bozan ve motivasyon düşüren bir şey yok. Sadece bir insan olduğunuzu, hata yapmanızın normal olduğunu ve sizin de limitleriniz olduğunu unutmayın. Karşınızdaki insana onunla yaşadığınız problemlerden bahsederken suçlayan bir dil kullanmak yerine onu anlamak için zaman harcayın, ardından görmek istediğiniz değişimden bahsedin.

  1. Baskıya boyun eğmeyin

Bir şeyi herkes yapıyor diye siz de yapmak zorunda değilsiniz. Bağımsız ve kendi ayakları üzerinde duran bir birey olduğunuzu unutmayın. Özgür düşüncenizden ödün vermeyin ve sırf başkalarını memnun etmek için olmadığınız birisi gibi davranmaktan vazgeçin.

Sosyal zekanın doğasını anladıkça ve bu adımları yerine getirdikçe potansiyelinizin genişlediğini ve insanlarla iletişiminizin daha kaliteli bir hal aldığını fark edeceksiniz. Şimdiden iyi şanslar!

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ