Erkekcom – E-Dergi

Cadı mahkemeleri, nörolojik hastalık ve sosyal-politik faktörler

Cadı mahkemeleri, nörolojik hastalık ve sosyal-politik faktörler

1692-93 yılları Amerika’nın kuzey doğusundaki Salem kasabasında ‘cadılık ve büyücülük’ gerekçesiyle başta kadınlar ve kız çocukları olmak üzere çok sayıda insanın mahkemelerde yargılandığı ve ölüme mahkum edildiği yıllar oldu.

Bu olay tarihte ‘Salem Cadı Mahkemeleri’ olarak biliniyor.

9 yaşındaki Betty Parris ile 11 yaşındaki Abigail Williams bu avın ilk kurbanlarındandı. Bu iki kuzenin cadılık faaliyetine kanıt olarak sunulan şey ise tuhaf davranışlarıydı.

Kol ve bacakları, boyunları kontrolsüz bir şekilde kasılıyor, ağızları çarpılıyor, ilginç sesler çıkarıyor, eziyetli nöbetler geçiriyorlardı.

Doktor, rahip Samuel Parris’e kızına ve yeğenine büyü yapılmış olduğunu söylemişti. Kısa sürede Salem’de en az beş kızda daha benzer belirtiler görülmüş, yöre halkı büyücülük ve cadılıkla suçlanmaya başlanmıştı.

Mahkemelerde 200’den fazla kişi bu suçlamalara maruz kalmış, çoğu kadın olmak üzere 20 kişi ölüme mahkum olmuştu. 10 Haziran 1692’de ilk kurban olarak Bridget Bishop asıldı. Pek çok kişi de hapiste ölmüş, Amerikan tarihinin en ölümcül cadı avı tarihe geçmişti.

Peki 300 yılı aşkın bir süre önce Betty ve Abigail’in de büyücülükle suçlandığı ve birçok kişinin ölümüne yol açan bu ilginç davranışlar neden kaynaklanıyordu?

cadı

Salem cadı mahkemelerinin ilk kurbanı Bridget Bishop olmuş, 1692’de asılarak idam edilmişti.

Farklı teoriler

Bu rahatsızlıkların nedenine dair yaygın teorilerden biri, 1976’da Science dergisinde yer alan Linnda Caporael’in çavdar mantarı teorisiydi. Bu parazitin bulaştığı çavdardan yiyenlerde, ‘çavdarmahmuzu hastalığı’ olarak da bilinen belirtiler, halüsinasyonlar, kas spazmları ve nöbetler görülüyordu.

Kimileri ise şeytan elması veya boru çiçeği adıyla bilinen ve psikoaktif etkileri olan bitkiye bağlıyordu. Daha sonra ise çevredeki bir toksinin veya mikrobun yol açtığı bir uyku hastalığından ya da bağışıklık sistemi bozukluğundan söz edildi.

Ancak bunların tümü, o hastalıklara özgü temel belirtiler görülmediği için veya başka nedenlerle daha sonra elimine edildi.

Antikor nedenli beyin yangısı

Bugün ise Londradaki UCL Üniversitesi’nde nörolog Michael Zandi ile öğrencisi Johnny Tam’ın Nöroloji Dergisi’nde ortaya attığı başka bir teori gündemde: anti-NMDAR beyin yangısı, antikorlardan kaynaklı beyin iltihabı.

Bu hastalığın tipik belirtileri şunlar: Grip belirtileriyle başlar. Birkaç hafta içinde hastada tanrı veya şeytan takıntısı, paranoya ve uykusuzluk baş gösterir. Bir süre aynı kelimeleri sürekli tekrarlayıp durur, sonra sessizliğe bürünür. Sonraki aşama ise nöbetler, kontrolsüz uzuvlar, tekrarlanan tuhaf ağız ve dil hareketleridir. Nabızda artma veya azalma, tansiyonda yükselme ve düşme, hareketlerde anormallikler baş gösterir.

Bu hastalar yıllar boyunca histerik veya nevrotik damgası yemiş, akıl hastanelerine gönderilmişti. Oysa 2007’de yapılan araştırmalar bunun nörolojik bir rahatsızlık olduğunu ve NMDA reseptörlerine karşı tepki veren antikorlardan kaynaklandığını ortaya koydu.

Bu reseptörler beyindeki sinir kavşaklarındaki sinyal geçişinin yanı sıra beynin değişme ve uyum becerisi, davranış, öğrenme ve hafızadan sorumludur. Anti-NMDAR beyin yangısı olan hastalarda antikorların saldırısı hastanın kendi bağışıklık sisteminin verdiği bir tepkidir ve genellikle bir enfeksiyon sonrasında ortaya çıkar.

Nedeni henüz kesinleşmiş olmasa da herpes gibi bir virüsün bunu tetiklemiş olabileceği belirtiliyor. Beyin yangısı olan bazı hastalarda kıl, diş, kemikten oluşan yumurtalık kistleri (teratoma) görüldüğünden bu belirtiler bu tümörlerden kaynaklanıyor da olabilir. Anestezide kullanılan ketamin fazla dozda alındığında da benzer belirtiler ortaya çıkar.

Bağışıklık sisteminin bastırılmasına dayalı tedavide beyin yangısı vakalarının yüzde 75’i tümüyle veya büyük ölçüde iyileşir. Yumurtalıktaki teratoma alındığında da tüm belirtiler ortadan kalkar.

Belirtiler benzer

Salem’deki olaylara yol açan şeyin bu olması ihtimalini inceleyen Zandi ile Tam, Betty ve Abigail’in rahatsızlıklarını incelediğinde büyük benzerliklerle karşılaştı.

İki kuzenin aynı anda antikor kaynaklı beyin yangısına yakalanması ihtimali sorgulandığında Zandi, bağışıklık sistemiyle ilgili hastalıkların kalıtsal olabileceğini söylüyor.

Peki diğer kızlardaki sorun neydi? “Diğer vakalarda sosyo-politik faktörler etkili olmuş olabilir; belki de epilepsi gibi başka hastalıklar büyü ve cadılık olarak adlandırılmıştır” diyor Zandi.

Püriten etki

Psikolog Nicholas Spanos “17. yüzyıl Püritenlerinin (bağnaz Protestanlar) paylaştığı dünya görüşüne uygun diğer sosyal-politik faktörlere” vurgu yapıyor. Bu kız çocukları ve kadınlar belki bilerek belki de bilmeden ‘şeytanca’ veya alışılmışın dışında davranışlar sergilediğinde, bağnaz Protestanlar belli tepkiler vermeyi öğrenip meşrulaştırma yolu tutmuş olabilir.

Böylece, cadılıkla suçlanan biri yaklaştığında etrafındakiler nöbet geçiriyor gibi tepki vermiş olabilir. Mahkemede cadılıkla suçlanan kişi dudağını ısırdığında veya elini kımıldattığında, izleyenler kendilerinde ısırılma veya çimdik atılma hissi duyduklarını iddia ediyordu.

Diğer vakalarda sosyal-politik ve dini nedenler etkili olsa da kızlardan birinde bile anti-NMDAR beyin yangısı ihtimali oldukça ilginç bulunuyor. Bunu belki başka teoriler de izleyecektir.

Mayıs 1692’de çıkarılan bir erteleme ile Salem’de cadılıkla suçlanan 150 kadar kadın salıverildi. Bunlardan biri 1706’da kiliseye mektup yazarak af dilemiş, Betty Parris daha sonra evlenip bir aile kurmuş, Abigail Williams’ın başına gelenler ise karanlıkta kalmıştı.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
erkek haberleri